| |
Bilirsiniz
işte...
Elif
Mutlu
Yağmursuz bir gündü. Aynaya baktım ve "belki
de bu kez" diyerek kendime güç verdim. İçimi
kemiren kuşku daha adımımı atar atmaz bana
uluyamayacağımı söyledi. Köpekler neden bazen
havlamak yerine ulumayı seçerler bilirsiniz: yalnızca
duyguları tümden ele geçirildiğinde,
tanımlayamadıklarında ve rızaları olmadan değişim
geçirdiklerinde...
*
Hayatımın en vahşi rüzgarları esiyordu. Ağaçlar,
insan paçavralarıyla sarmalanmış korkuluklar gibi,
olmayan kollarını havaya savuruyor, olanca kökleriyle
toprağa tutunuyorlardı. Kardeşimle çatıya çıktık
ve rüzgarı içimize çekerek diğer köpeklerle
birlikte ulumaya başladık. Rüzgarda bir şey vardı.
Doğadaki tüm varoluşların üstünde, tanımlanamayan
ama değiştiren bir şey.
*
Büyükannem, "sanatın insan zihinlerini
değiştirebileceğini" söylerdi. Rüzgar gibi... O
yüzden gerçek bir sanat eseri karşısında ancak
uluyabileceğimi düşünmüşümdür. Hayatım boyunca
tüm galerilerden içeri adımımı atar atmaz hep bunu
diledim: Değişmeyi...
Oysa gökyüzüne ve gecenin içinden yıldızlara uzanan
bir çatıda ulunabilir ama savrulan rüzgarları misafir
etme cüretinde bulunan iyimser yüzlü bir galeride?
*
Büyükannem diyor ki: "Değiştirebildiği için
sırf, sanatı değersiz bir şeymiş gibi göstermeye
çalışıyorlar!" Bunu yapmanın en iyi yolu da,
sanatın ruhlarımızı değiştirmesini önemsemeyip
sadece görünüşteki değişimiyle ilgilenmek...
Ve bilirsiniz, kadınların rüzgardan hamile
kaldığına inanan eski insanları çocuksu bulanlar,
sahici sanata şüpheyle yaklaşıp, güven duydukları
sanattan da kendilerini sürekli şaşırtmasını
umarlar!
Ağustos
2000
|