Paralax Görsel Kültür Arşivi 013


  Fotoğrafın Şeffaflığı
Hümanur Bağlı


Fotoğraf tekniğin, mükemmelliği yüzünden görünmez olduğu, şeffaflaştığı bir medium'dur. Böylece fotoğrafın "salt içerik" haline geleceği, bütün bir fotoğraf sanatının bu çıplak içeriği yakalamak adına var olduğu iddia edilebilir. Ancak bu, fotoğrafı çok dokümanter bir işleve indirgemek tehlikesini içerebilir mi?

Tamam, fotoğraf, el mahkum, hep vizöründen gördüğü şeyi dokümante edecektir. Peki bu görünümlerde estetik, teknik gösterişten de yararlanamayacağı için, nerede gizlenecek, ya da gizlendiği yerden kendini gösterecek?

Fotoğraf anı dondurur. Ya da fotoğrafın zaman içinde bir anı dondurduğunu varsayabiliriz. Tabii ki fotoğraf bu yüzden sadece donuk bir zaman parçası değildir. O artık nesnel varlığıyla kendi gerçekliğine sahiptir. Ama bu zamansal değerlendirmelerin ötesinde fotoğraf denen şeyin gösterdiği (göstergebilimsel jargondaki gösteren anlamında kullanıyorum) "hayat"sa, fotoğrafın estetiği kendine özgü kopuk bir estetikten ziyade, bu tırnak içindeki "hayat"tır. Artık şimdi ve burda'ya ait olmasa da fotoğrafta hayat insana ait olan zamanın içinde yürüyen şu bildiğimiz zamandır.

Belki de hayat kelimesinin iki yanına attığımız tırnaklar fotoğrafın tam olarak işlevini dile getiren, anı dondurma yetisine sahip çerçeve için bir metafor olarak nitelendirilebilir. Tırnaklar vardır ama içindeki hayat kelimesi hala tırnaksız hayat kelimesiyle aynıdır. Fotoğraf bunu teknoloji sayesinde edinilen şeffaf dönüştürmeye borçludur. Tabii tırnak içine alındığında hayat hala tırnaksız halindeki aynı harflerle yazılıyor olsa da aynı hayat mıdır, ya da tırnakları hayat kelimesine eklenmiş yeni harfler olarak niteleyebilir miyiz, tartışılır.

Peki kompozisyon faktörünü burada nereye koyacağız? Kompozisyon gibi eski, temel ve yerleşik bir görsel olguyu...

Kompozisyon ağrılıklı ya da amaçlı bir fotoğraf, belki de -çok radikal bir ifade ile- fotoğrafın vaad ettiği "hayat" gösterimi potansiyeline bir yönüyle ihanettir. Burada fotoğrafın çerçevelediği ve dondurduğu "hayat"ın mı yoksa vizörün içine hapsedilenin şekilsel ve duruşsal varlığının mı önemli addedildiği sorusu karşımıza çıkacak.

Şekil hayatı en az fotoğraf kadar şeffafça içinde barındırır muhakkak, ancak bu iki durum birbirini götürmez, tabii ki birbirine hizmet eder. Ancak fotoğrafçısının ya da sanatsal anlamda ürünleşmiş bir fotoğraf karşısındaki izleyicinin salt kompozisyona yöneldiği bir durumda, fotoğrafın aktif ve yakalanması zor "hayati" anlamının hadım edilmesi tehlikesi de yok değildir.

| Hümanur Bağlı'ya Mektup | Paralax'a Mektup | Bilgi ve Abonelik Koşulları |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |