| |
Bilenyum!
Elif
MutluGünter Grass "Yüzyılım"
adlı kitabına şöyle başlamış: "Benim
karşılığımda değiş tokuş edilen ben."
Kendimi bildim
bileli, ben ben değildim. Büyüdüm, değiştim. Kendi
kendimin çeşitli "ben hallerini" gördüm. Bu
büyümüş ve değişmiş halimle, M.S. 2000 yılında
halen dünyadayım ve onu, kesintisiz ve kıpırtısız
bir şekilde, sesler, görüntüler ve metinler
eşliğinde, bakışlarını, çamaşır makinesinin
penceresinde dönen renkli çamaşırlara kilitlemiş bir
bebeğin kararsız ifadesiyle izliyorum. Günboyu, en son
yeraltı ve yerüstü haberlerini, yorumlarını,
mürekkebi kurumamış eleştirilerin eleştirilerini,
sanal toplulukların entelektüel fikir savaşlarını,
görüntülerini, ses dosyalarını, avi ve muvi'lerini,
doyma noktasına bir türlü erişemeden yemek
yiyormuşum gibi izliyorum. Beynimin altından bir
yerlerden, bir bilgi beni bu sırada sürekli
tırmalarken: "Hadi çamaşırı as!",
"Önce iptekileri topla!",
"Renklilerle beyazları ayırmış mıydın?",
"Bakınma kıpırda!" ya da
"E kirletmeseydin üstünü başını!"
Tam, tam da dudaklarımın büzülmesi ifadesiz, ahmak
suratımda bir değişikliğe yol açacakken, ağlamaktan
vazgeçip eski suratıma dönüyorum. Beynimden ince bir ciiiiiiuuuuuvvvvvvvvv sesi geliyor. Bir anda kendimi
kendimle kahve içerken buluyorum.
M.S. 2000 yılı. Sanat devam ediyor. Başlık
etkileyici, meraklandırıcı, kıvrandırıcı! Konsept,
irkiltici ve kışkırtıcı! Bültenleri, afişleri
okuyunca, her nedense, etrafta koca bir ünlem işareti
gibi dolaşmam isteniyormuş gibi bir izlenim ediniyorum.
Ama peşpeşe üç nokta gibi, üstüme basmasınlar diye
sürekli kuyruğumu toparlayarak dolaşmaktan
kurtulamıyorum. Sözümü bitiremiyorum. Bir yerde bir
bileşeni unutuyorum sanırım diyerek dönüp dönüp
bakıyorum. Görsel belleğimi didik didik ediyorum. Yok
yok! Bende onların varsaydığı kayıt yok! Kavram
sözlüğümün hiçbir ifadesi, sözü edilen şeyleri
çağrıştırmıyor. Çağrıştırmıyor. Duygu
dizinimde hiçbir kımıltı yok. Kendimi kapatıp
açıyorum. Düzelmiyorum. Yine de, sanki bir kapı
aralık bırakılmıştır diyorum. Kapıyı tekmeliyor
dehşetli bir gıcırtıyla açıyorum. Meydan okur gibi,
terbiyesizce sonuna dek açılan kapının ardında
yalnızca kendimi görüyorum! Hem de düpedüz aynı
ben!
Bu binyılı, başladığım benle bitirmek ne korkunç
olacak!
paralaX No: E03
M.S. 07.12.2000
|