Paralax Görsel Kültür Arşivi 034


Fotograf:
Steve McCurry

Yaşasın Güzel Afgan Kızları!
Ölsün Çirkin Olanları...
Murat Germen


Fotografın en önemli adreslerinden biri olan National Geographic'in Türkiye edisyonu büyük boy bir poster verdi biliyorsunuz son sayıda (
Ağustos 2001). Arkalı önlü bu poster, bir tarafta Steve McCurry'nin dünyaya malolmuş muhteşem gözlü Afgan mülteci kızı resmini, diğer tarafında ise kafasını köpek misali yere koymuş tatlı mı tatlı bir kutup ayısını içeriyor. Yani, zevkinize göre, bazılarınca "asrın resmi" olarak nitelendirilen bu portreyi ya da alternatif olarak kutup ayısını duvarınıza asabiliyorsunuz.

Afgan kızı fotografı üzerinde birkaç şey söylemek istiyorum. Resim gerçekten "çok güzel" duygusu yaratıyor ilk bakışta; üstelik, bu kadar sıklıkla karşımıza çıkmasına karşın. Her görüşte insanı kendisine çekecek bir portre. Fotografı biraz inceleyecek olursak, süzülmüş ışığın tercih edildiğini görüyoruz; yüzde keskin gölgeler yok. Ya bulutlu bir hava, ya iyi gün ışığı alan bir iç mekanın penceresinin yakınları, ya da gölgede kalmış bir dış mekan söz konusu. Başı örten kırmızı kumaş biraz düzeltilmiş mi bilinmez, ama renk çok güzel ve fotografın kadrajı içine gayet ustalıkla yerleştirilmiş. Saçın biraz açıkta kalması (ki Taliban gibi bir düşünce(!) yapısının varlığında, kumaş özellikle biraz geri itilmiş intibası veriyor), kumaşın çene altında büründüğü şekil, yakalanan ifade, göz rengi... Hepsi ama hepsi gerçekten etkileyici. Ama gene de, fotografçılıkla şu ya da bu şekilde ilgilenen biri olarak "yahu bu resmi çok güzel kılan fotografçının çekimi mi, yoksa kızın kendi güzelliği mi?" diye sormadan edemiyorsunuz. Şüphesiz ki burada fotografçının yadsınamaz bir payı var, en azından o ifadeyi belki herkes yakalayamazdı. Özne fotografının çekildiğinin gayet iyi farkında. Hatta yüzünde öylesine ciddi bir ifade var ki, sanki daha önce fotografı çekilmiş olmanın tecrübesini taşıyor. Kırsal alanlarda fotografa konu olan öznelerdeki utangaçlık yok gibi. Ya da belki, Steve McCurry bu fotografı elde edene kadar 8-10 makara bitirdi ve sonunda kız tecrübe kazandı. Her neyse; sonuç güzel ve fotograf pek çok fotografa nasip olmayan bir başarı kazandı.

Bir şans eseri olarak, fotografa yeni başlayan birisi Steve McCurry'nin bulunduğu doğru zaman ve doğru yerde olup deklanşöre bassaydı belki böyle bir sonuç elde edebilirdi (edemeyebilirdi de büyük ihtimalle). İşte benim de gelmeye çalıştığım nokta bu. Bu fotograf güzel, ama, burada özel bir fotografçılık dehası yok. Güzel ışık, güzel renkler ve güzel bir özne var. Bu anlamda bir fotografın "asrın fotografı" olarak nitelendirilmesi fotografçılığı "doğru zamanda doğru yerde olmaya" indirgiyor ki, sanıyorum bu "sanat"ta bundan öte bir şeyler de var. Bu durumda bu fotografa ne diyeceğiz? "Asrın görüntü"lerinden biri belki, bilmem, öneriniz var mı? Peki, "asrın fotografı" hangisi? Ne bileyim; kişiye, belli bir fotografı algıladığınız gün içinde bulunduğunuz ruh haline, eğilimlere, izlenen modalara göre değişir. "Asrın fotografı", "En Güzel 100 Fotograf" gibi kavramlar bütünüyle seçici grubun ya da kitabın editörünün keyfine kalmış, nesnel olduğu öne sürülen ama aslında gayet "öznel" yaklaşımlar. Asrın en güzel fotografı, olsa olsa, daha çekilmemiş olandır, hatta çekil(e)meyecek olan...

Orhan Cem Çetin ile bu konuyu ayak üstü konuştuğumuzda onun gündeme getirdiği başka bir boyutu da var bu tür "malolmuş" görüntülerin. Cem bu tür fotograflar için "öyküsü düşmüş" diyor, yani artık o resimdekinin kim olduğu, resmin ne zaman çekildiği, ya da fotografik kalitesi önem taşımamaya başlıyor. Fotograf fotografçısından bağımsız kendi hayatını yaşamaya başlıyor. Cem bunlara daha uç noktada örnek olarak, hastane koridorlarının vazgeçilmez detayı olan ve "Şşşşt yahu yeter be!" diye bizi susturmaya çalışan hemşire fotografını (asrın medikal fotografı), Marilyn Monroe'nun rüzgarla havalanmış eteklerini "Ayyy, hay allah!" edasıyla "tutmaya çalıştığı" fotografı, Atatürk'ün Kocatepe'de "Ne olacak bu memleketin hali?" diye düşünürken "bir şans eseri yakalanan" fotografını gösteriyor. Bu tür beylik fotograflardan çok sayıda bulmak olası. Bu tür fotograflar, bu tür olmak, veya bu tür olacakları tahmin edildikleri için çekiliyorlar. Ama, çekildikten belli bir süre sonra bu kisveye bürünen fotograflar da var. Yazının yazılmasına neden olan Afgan kızı fotografı da bu çeşitten işte. Çekildiğinde "ulan çok sıkı bir konu yakaladım, ışık ayarlarında bir aksilik yoksa muhteşem olacak" gibi bir şeyler hissetirdiğinden eminim. İlk anlarda Steve McCurry'nin beylik bir fotograf yaratmak niyetinde olduğunu hiç sanmıyorum. Fotograf piyasaya çıkmadan "bu fotograf yıllarca tükenmeyecek bir ikon olacak..." diyebilmek kolay değil. Ama, ortaya çıktıktan ve başarı elde ettikten sonra, kendisine durmaksızın atfedilen nitelik(ler)le Guinness "beylik" fotograf albümünde yerini aldı. Fotografın kendisiyle birlikte "Afgan kızı" adı da sembolleşti. Yazıya eşlik etmesi için bu görüntüyü bulmak istedim ve internette en sık kullandığım arama motoru olan Google'ın arama satırına "Afghan girl" yazmam yetti, linkler anında belirdi. Bu arada, güzel fotograflara sırf beylik oldukları için ilgi göstermeyenler üzülmesin, çünkü posterin arka tarafında kutup ayısı fotografı var :)

Son olarak, size bu resim ile ilgili bir haberi iletmek istiyorum. İkonlaşması sürecinin son safhası:

(Haber kaynağı: hurriyetim.com.tr)
-----------------------------------------------------------------------

"Bu yeşil gözler şimdi nerede?
Reha ERUS / ROMA

Ünlü fotoğrafçı Steve McCurry 16 yıl önce Pakistan'da bir mülteci kampında resmini çektiği muhteşem yeşil gözlü Afgan kızını arıyor.

Amerikalı savaş fotoğrafçısı Steve McCurry bundan 16 yıl önce Pakistan'da bir mülteci kampında resmini çektiği yeşil gözlü Afgan kızının peşine düştü. McCurry o dönemlerde Hindistan, Pakistan, Afganistan üçgeninde çalıştığını ve Pakistan'daki mülteci kampında, o dönemlerde 12 yaşında olan Afgan kızının yeşil gözlerinden çok etkilendiğini söylüyor. Hesaba göre Afganlı kızın şimdi 28 yaşında genç bir kadın olması gerekiyor.

Birçok ödüle layık görülen İran - Irak, Körfez ve eski Yugoslavya savaşlarında deklanşöre basan, Beyrut'ta, Kamboçya, Filipinler, Yemen ve Keşmir'de sıcak çatışmaları görüntüleyen Steve McCurry 'Yeşil gözlü Afgan kızı beni çok etkilemişti. Çektiğim en güzel resimdir. Tek umudum ona tekrar ulaşmaktır. Ama korkarım şimdi o Talibanların acımasız yasaları ile o nefis gözlerini peçe altında dünyadan saklamak zorunda kalıyordur' dedi."
------------------------------------------------------------------------

Gördüğünüz gibi fotografın "aura"sı o denli yüksek ki, bir insanı 16 yıl sonra, daha önce resmini çektiği kişinin peşine düşmeye itiyor. Ben aranan kızın yerinde olsam bir daha fotograf çektirmem, siz çektirir miydiniz?

Not: Bu kadar önemli yer tutan bir fotograf bence alternatifsiz verilmeli idi. Kutup ayısı başka bir sayıya kalabilirdi belki. Biraz "arkası boş kalmasın" gibi olmuş neredeyse. Lütfen National Geographic Türkiye'den kimse alınmasın, iyi niyetle yapılmış bir şeyi yermeye çalışmıyorum. Muhteşem içerik ve fotograflar barındıran bir derginin Türkçe basılması çok önemli ve kendi adıma çok teşekkür ediyorum.


Ağustos 2001

 

| Murat Germen'e Mektup | Paralax'a Mektup | Bilgi ve Abonelik Koşulları |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |