Paralax Görsel Kültür Arşivi 038


  Afgan Kızı II
"Objektifler Yalan Söylemez"
Murat Germen


Böyleydi, geçenlerde Kadıköy'de sahafların arasında yürürken gördüğüm bir fotograf albümünün adı. Kitap, şu anda adını hatırlamadığım bir fotografçının işlerini kapsayan bir monografiydi ve kapağında da gerçekten de hiç yalan söylemeyen türden bir fotograf vardı. Fotografın ne olduğunu pek net hatırlamıyorum, ama bana bu hissi verdiğini gayet iyi hatırlıyorum. Sanki bayram kutlaması sırasında geçiş yapan bir tören kıtası fotografıydı (başka bir-iki fotograf daha vardı galiba ama aklımda kaldığını sandığım bu)... Düşünsenize, böyle bir fotograf zaten nasıl yalan söyleyebilir ki; belki insanların aklına farklı nitelikte bazı düşünceler getirebilir ama her zaman aynı şeyi getirecektir akla. Daha açacak olursak, 80'li yıllarda işkence görmüş bir kişi için resm-i geçit fotografı belli bazı anlamlar taşıyacakken, emekli bir albay için bambaşka bir öneme sahip olabilir rahatlıkla. Ama bu farklı kişilere her zaman aynı şeyi hatırlatacaktır o resim, çok yoruma açık bir fotograf değildir çünkü o; tören kıtası her zaman için tören kıtasıdır ve bunun farklı insanların kafasında canlandıracağı farklı özdeşleştirmeler çoğunlukla hep sabit kalacaktır. Bu anlamda baktığınızda fotograf gerçekten de yalan söylemez. Ama bu olgu, fotografın bazı büyük yalanların en büyük destekçilerinden biri olmadığı anlamına da hiç gelmiyor şüphesiz.

Yazının başlığı, bir önceki yazıya ithafen, "Afgan Kızı" ibaresini içeriyor. Çünkü malum fotografın niteliği ve üzerinde tartışılan bu yazının kapsamına da giriyor aslında. Şimdilik, o fotograf için söylenilen / söylenebilecekler o yazıda kalsın ve dünya tarihinin son 50 yıllık döneminde "adetten" sayabileceğimiz Amerikan saldırılarının sonuncusu sonrası, "Afgan Kızı sendromu"nun içine girdiği yeni boyutu değerlendirmeye çalışayım. Saldırılar başlayalı, Afganistan yeni yaşam tarzımızın diliyle daha "medyatik" olalı ve Taliban etkisi kalkalı beri; farkettiyseniz, birçok yeni "güzel" Afgan kadını / kızı fotografı yer aldı basında. Tabii, bunların hepsi Batılı ajanslar (Reuters, AP gibi) tarafından çekilen ve dünyaya dağıtılan, estetik kaliteleri gayet üst düzeyde fotograflar. Fotografların amacı açık: "Bakın, biz Batılılar iyi ki Afganistan'a girdik ve Taliban'ı yok ettik, bu sayede güzel Afgan kadınları / kızları yüzlerini bizlere gösterebilir hale geldiler." Bu yeni fotograflar sonrası, yakın çevremde ve bazı günlük gazete yazılarında, Steve McCurry'nin çektiği fotografın bitmek tükenmek bilmeyen "aura"sının yeni etkilerini gözlemledim: Herkes "Yahu ne güzel milletmiş şu Afganlar, özellikle de kadınları..." diyordu artık. Bu yorumlar insanın aklına şu soruyu getiriyor: Çirkin Afgan kadını hiç yok mu? Bu sorunun cevabı açık, tabii ki var; ama fotografları çekilmiyor. İşte bu noktada fotografın yalan söylemeye başladığını düşünüyorum ben, hem de çifte yalan... Birinci yalan: Afgan kadınları hep güzeldir. İkinci yalan: Batı'nın sürdürdüğü harekât Afganistan'da çok olumlu sonuçlar vermektedir. Belki olumlu bazı şeyler olmuştur, ama orada yaşamadıkça ve yeni gelen Batı destekli grubun yaptığı öncekine benzer katliamları görmedikçe bu konu hakkında fotograflar üzerinden fikir yürütmek hiç doğru değildir. Fotograf, burada durumu "güllük, gülistanlık" göstermek için bir araç olarak kullanılmaktadır.

Fotografla belki biraz alakasız olacak ama, bu noktada Nuray Mert'in 27.11.2001 tarihinde Radikal'de çıkan yazısından alıntı yapmak istiyorum, kastettiklerimi biraz daha iyi anlatabilmek amacıyla:

"Afganistan'ın medenileşmesi, kadınlarının durumu, düne kadar Batı'nın umurunda değilken ve bu harekâtın neden yapıldığı apaçık belliyken, bunun bir medeniyet götürme misyonu olarak takdim edilmesini, 19. yüzyıl emperyalist söylemine benzer biçimde, son derece ikiyüzlü buluyorum. İkinci olarak, bir ülke allak bullak bir durumdayken, Kuzey İttifakı'nın Kâbil'e girmesiyle, bir-iki kadının burkasını veya başörtüsünü açmasını fazlasıyla abartılmış, olan bitenin önüne geçirilmiş buluyor, bunun başlıbaşına bir 'medeniyet merhalesi' olarak görülmesini yadırgıyorum. Evet, kimse Afgan kadınlarına doğrudan 'Burkanı çıkar' demiyor, ama medeniyete, insan gibi yaşamaya giden yolun burkanın veya örtünmenin terk edilmesinden geçtiği açıkça ifade ediliyor. The Guardian'da bir yazar, üstelik bir kadın yazar, "Taliban'ın kadınlara karşı tutumunun savunulacak tarafı yok, ama kadın meselesine geldiğimizde açıklığa kavuşturmamız gereken bazı hususlar var, neden pornografinin hoşgörüldüğü bir toplumda yaşamak değil de, örtülü gezmek kadınlar için aşağılayıcı sayılıyor?" (Madeleine Bunting, 15 Ekim 2001) diye soruyor. Cevabı olan var mı?"

Bence oluşturulmaya çalışılan ve Nuray Mert'in 'medeniyet merhalesi' olarak adlandırdığı "ortam" dünyaya fotograflar yoluyla zerkedilmeye çalışılıyor ve burada gene, daha önceki yazıda da konu olan fotografik etik gündeme geliyor. Objektifler, bırakın optik bazı tutarsızlıkları bir tarafa, sadece toplumsal etkimeyi degerlendirdiğimizde bile, "yalan söylerler." Aynen, benim, "sineğin yağını çıkarmak" misali bir mekanı olabildiğince iyi göstermeye çalışırken içerisinde bulunduğum fotografik çabanın sonunda ortaya çıkan "tatlı küçük yalanlar" misali...:


Kasım 2001

 

| Murat Germen'e Mektup | Paralax'a Mektup | Bilgi ve Abonelik Koşulları |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |