Paralax Görsel Kültür Arşivi 041


Pardon, bi saniye bakar mısınız?*
Orhan Cem Çetin


Şimdi kalksam, ayakkabılarımı giyip, hatta giymesem de olur, çıksam, pencereden görünen şu merdivenin üstten ikinci basamağına otursam.

Gelip geçen mahallelinin gözlerinin dik dik içine içine bakarak cevap da beklemediğim her halimden belli olarak hal hatır sorsam.

Uf bee, nasıl da canım çekti!

Henüz çok eski değilim bu sokakta. Taşınalı bir yıl olmadı. Yüzlere aşina olmaya başladım artık. Herhalde benim yüzüm de onlara. Ama kimseyi tanımam, evlerinin içini görmedim, bilmem. Bizim apartman yöneticisininki hariç. Her ay acı acı tekrarlanan aidat töreni sayesinde onun kapısını çalmışlığım var.

Da, mevzu o değil.

Canım nasıl delirmek istiyor.

Aslında bütün şartlar hazır.

Bir, doğru dürüst tanıyan eden yok.

İki, istek var. Hem nasıl.

Üç, en güzeli, bahane dünden hazır: ekonomik kriz!

Haydi, düşünme. Kalk, başkası kapmadan git şuraya otur. Ayak parmaklarının arasında dolaşan karıncaları seyret, huylan. Taştan kıçın üşüsün. Annene haber ver, gelsin bu halini görsün, yüreği hoplasın. Benimle konuşacak cesareti bir tek çocuklar bulsun: "Abi top! Abi abi top!" Toplarını alıkoy, boş boş bak, korkut.

Aşağıdan doğru gelenlerden hiç ayrım yapmadan sigara istesem. Onlar zaten tıknefes olmuşlardır benim oraya çıkana kadar, sigarayı bırakma hesapları yapıyorlardır. Şimdi herkeste var bu hesaplar. Tekel içmeye başlasam ayda 15 milyon, hepten bıraksam 30 milyon.

Sonra sevgilim gelse yanında güvenilir bir arkadaşımla. "Sen iyi misin?" deseler.

"Süper iyiyim. Siz de otursanıza?"

Kalkıp oradan yürüsem, pantolonun arkasını süpürmeden. Cebimde her biri farklı marka ve modelde, sayısı belli sigaralarım. Rıhtıma insem. Merak etsem, insanlar nasıl oluyor da denizin kıyısına bu kadar yaklaştıkları halde içine düşüvermiyorlar diye. Kendi sınırımı denesem ve olan olsa.

Dalgalar beni alsa, bir yılan kılığına sokup kız kulesine atsa. Kız kulesinin kız kurusuna desem ki, "Bakıyorum da, ıssız ada konsepti pek işe yaramamış görünüyor. Fakat, olsun. Bugün iyi ve neşeli bir günümdeyim. Seni de pek sevdim. Şimdi tiksinmezsen beni kuyruğumdan tut, havada kamçı şaklatır gibi silkele. O zaman kurtulursun benden, ben de senden."

O da dese ki, "Aa-a, salak bu ayol, git!"

Desem ki, "Bana bak kız kurusu, laflarına dikkat et. Nihayet ben bir yılanım. Bir deniz kriziyim. Kırk yılda bir insafa geldim, tepemi attırma, beni vazgeçirme."

Dese ki, "Kafayı yemişsin sen! Git başımdan! Polis çağırırım şimdi! Serseri!"

Bir an ayılır gibi olsam, bir de baksam ki Fındıklı parkında elinde örgü torbasıyla oturan bir teyzeyle konuşuyorum. Yalınayak hem de sırılsıklam, bir de üstüne başımdan aşağı sarkan halis ingiliz katranlı deniz yosunları ile.

Kız kurusunu hemen oracıkta boşverip midemi memnun etmenin yollarını aramaya çıksam. Az gitsem, uz gitsem, dere tepe düz gitsem, uçsuz bucaksız bir çölün ortasında karşıma muazzam, şa'şalı bir yolgeçen hanı çıksa. Ben deyim dört, siz deyin altı metre yüksekliğindeki oymalı şimşir kapının önünde bekleyen muhafızın yanına gitsem. Muhafız bana, "Kaç kişisiniz?" diye sorsa.

Ben, o da ne demek diye düşünürken muhafız birden bire beni iterek, "Bu ne hal! Koskoca vali bu kılıkta gezer mi? Vallahi almam seni böyle içeri. Git kime şikayet edersen et!" demez mi?

Sen misin böyle diyen. Benim tepem öyle bir attı ki, sorma gitsin. Gözlerim hepten karardı. Artık beni durdurabilene aşk olsun. Ben muhafızı güzelce benzetirken, meğer bunlar dördüzmüş, hepsi aynı handa çalışırmış, koşarak gelmesin mi ötekiler? Ondan sorarmış en başta, kaç kişisiniz diye. Bunların en küçüğünün elindeki kara odunu benim o güzelim yosunlu başıma indirmesiyle şimşekler çaktı, artık ben kendimi kaybettim. Ohh, ne dert ne tasa. Tabii ayılana kadar. Baktım ki cebimdeki sigaralar dağılmış, erimiş.

Kısacası, bana bir sigara yakıp verir misiniz?

Nisan 2001
İstanbul-Lefkoşa semaları


*Bu yazı, Yapı Kredi Yayınları / Cogito dergisinin Kriz temalı 27'inci sayısından (Yaz 2001), derginin izni ile alınmıştır.


| Orhan Cem Çetin'e Mektup | Paralax'a Mektup |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |