Paralax Görsel Kültür Arşivi 043



Tracey Emin


Şerbet Gula

Tracey emin ama başkaları değil: Promosyon savaşları!
Murat Germen


Geçenlerde Radikal gazetesinin kültür sayfalarında boyutu küçük ama anlamı büyük bir haber çıktı. "Britanya sanat ortamının 'çılgın kızı' Tracey Emin ile ülkenin en büyük sanat galerilerinden biri olan Modern Sanatlar Enstitüsü'nün başkanı Ivan Massow arasında sert tartışmalar yaşanıyor" diyordu haber. "Massow'un, herhangi bir disiplinine bağlı kalmadan duyguların serbestçe ifade edildiği yapıtları 'saçmalığın daniskası' olarak nitelemesi tartışmayı alevlendirdi. Massow, Emin'i, 'içinde bulunduğu akımının dışına çıkma şansı bulamayan bir kişi' olarak nitelerken, Emin de Massow'un bulunduğu makamın ağırlığını taşımadığını ve istifa etmesi gerektiğini öne sürdü."

"Çılgın kız" çok çetin çıktı ya da Massow "bu konu inat etmeye değmez" dedi ve yanlış hatırlamıyor isem Enstitü'nün başkanı sonunda istifa etti. Burada benim dikkatimi çeken detaylardan biri Emin'in kendini savunma biçimi oldu. Emin, "12 yıl sanat eğitimi gördüğünü ve sadece son sergisini 1000 kişinin ziyaret ettiğini" belirtmişti sığlık suçlamalarına cevaben. Kavramsal çalışmaların bazılarında ve özellikle de "tabu deviren" iddiası olan işlerde genellikle bir dışlama tavrı hakimdir oysaki. "Bunu anlayan anlar, anlamayanın da zaten şikayet etmeye hakkı bile yoktur" düsturu; diğer bir deyişle, "ben o kadar farklı ve ilerdeyim ki zaten olsa olsa üç-beş kişi anlar beni; onların dışındakiler de beni pek bağlamıyor" yaklaşımı ön plandadır. Kirli külotlar, izmaritler, kullanılmış kadın bağlarıyla dolu bir yatak gibi genel geçer anlayışın sabır sınırları dışına çıkan işler yapan "çılgın kız" bundan çok da uzak bir tavır sergilemiyor konuşmalarında. Ama buna karşın kendini nasıl savunuyor? "Son sergimi 1000 kişi ziyaret etti" diyerek, karşı olduğunu iddia ettiği sığ ortamın çok sık rağbet ettiği bir rekabet ögesi olan "rating"i devreye sokuyor ve "işim izleniyor, ona göre!" diyor. Televole de çok izleniyor, buradan ne sonuç çıkaralım peki?

Buna paralel olarak, sanat ortamını çok sığ ve dayanılmaz bulan bazı çağdaş sanatçıların, açtıkları serginin daha iyi duyulması için attıkları akrobatik ve politik (akropolitik mi desek acaba?) perendeler beni aynı derecede şaşırtıyor. Madem bu tarz kişiler hiçbir şeyi beğenmiyorlar, neden tanınan bir isim tarafından eleştiri (ya da promosyon mu desek artık) yazısı için yapmadıkları cambazlık ve katakulli kalmıyor? Ya da neden, zaten "aşağılık" buldukları izleyiciye / ortama kendilerini duyurmak için dolaylı yollar peşinde koşuyorlar? Demek ki "avam" olmak, ne kadar farklı şeyler yapıyor olsak da eninde sonunda hepimizin vardığı nokta olabiliyor.

Buradan diğer bir boyuta geçelim. Bundan önceki iki yazının konusu olan Afgan kızına dair yeni haberler var biliyorsunuz. Kızın ya da efsaneden sıyrılmış hali ile kadının adı Şerbet Gula imiş. Fotografçı(lar?) kızı tekrar bulup fotografını çekmiş ve kendi baş(lar)ına yarattığı efsaneyi kendi elleriyle bitirmiş(ler). Gene Radikal'den Yıldırım Türker bir yazısında "O yurtsuz, o anonim, o Afgan kızı" diye niteledi Şerbet Gula'yı. "Güzelliği batılı göz için okunaksız artık. 'Uygarlığın' ilişki kuramayacağı bir acılaşma ele geçirmiş o yüzü. Bu resmi ilki gibi uzun süre dolaşımda kalmayacak besbelli" diyor Türker; haklı belki de. Bu iki kızı yanyana koyarsak; bir tarafta "anonim" bir Afgan kızı, öbür tarafta ise "imzalı" bir İngiliz kızını görüyoruz. Birisi özellikle istemediği halde dünyanın çok yakından tanıdığı "giyinik" bir kadın, diğeri ise tanınmak için çok uğraştığı halde "rakibi" kadar tanınmayan "çıplak" bir kadın. Bir tarafta tabuları yıkma uğraşıyla mevcut tabuların değerlerine hizmet vermekten öteye geçemeyen bir batılı; diğer tarafta belki de tabunun ta kendisi olan ya da tabunun ortasından gelen bir doğulu. Bir tarafta "ne dedikleri hiç de umurumda değil" kıvamında bir öz-promosyon çabası; diğer tarafta ise öngörülmemiş olmasına karşın promosyonun "allahı." Bir tarafta kendini ve vücudunu malzeme olarak kullanan "çağdaş" bir kadın, diğer tarafta vücudunun bir parçası (yüzü) başka biri tarafından malzeme olarak kullanılan "olağan" bir kadın.

Basit olmak utanılacak bir halmişcesine "Yaptığının kimsenin düşündüğü kadar basit olmadığını" söyleyen Tracey emin adımlarla ilerliyor. Ama Şerbet Gula emin olmayan adımlarıyla, Tracey kadar uğraşmadan, ait olmadığı bir dünyada çok daha fazla yol katetmiş sanki; hoş bir karşıtlık...

Mart 2002

 

| Murat Germen'e Mektup | Paralax'a Mektup | Bilgi ve Abonelik Koşulları |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |