Paralax Görsel Kültür Arşivi 048


  Bir Darbe, Bir Narsisist, Bir Erkek
İbrahim Akyürek

"Yaratılan huzur ortamında, sonsuza kadar tek yol göstericimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün emri 'çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma'da payımıza düşen görevi daha güçlü olarak yerine getirmek azmindeyiz. Derneğimiz çalışmalarına izin verilmesini emirlerinize arzederim."

 
12 eylül 1980 askeri darbe sabahı komşumuz emekli albayla balkonlarmızda karşı karşıya geldik. Albay, askerlerin ekonomiden anlamadıklarını ancak anlayan birini bulacaklarını söyledi. Dönemin çalışkan sendikası DİSK'e bağlı Yapı-Kredi Bankası çalışanları kısa süre önce toplu sözleşme imzalamış ve ücretlerde iyi bir rakamı hak etmişti. Albay bu rakama da bozulmuştu. Ancak, dediği gerçekleşti. Bir dönem Dünya Bankası'nda Amerikan yayılmacılığı için eğitilen Özal Türkiye'de görevlendirildi. Tıpatıp öteki
"Chicago boys"lar gibi: Kemal Kurdaş (27 Mayıs 1960 darbesi), Atilla Karaosmanoğlu (12 Mart 1971 darbesi) ve Kemal Derviş...

 

"Sergi açılışına onur verilmesini, TRT'nin bu çalışma ile en geniş şekilde ilgilenmesinin sağlanmasını emirlerinize arzederim."

 

 


Çocukluktan yetişkinliğe manevi ilişkilerde her zedelenme özellikle benim cinsimde narsisistik kişiliğin özelliklerini derliyor. Erkeğin yaşamdaki kanıksadığımız bildik rolleri ile çakıştığı için bu özelliklerin ayırdına varmamız zaman alıyor. O çoğu zaman özverili, öfkeli, babadır, kocadır, dernek yöneticisidir, bürokrattır, sanatçıdır. Narsisist doğuştan teknisyendir, uzmanlık alanı dışında yeryüzü yarı cahilidir. Aferin bağımlısıdır. Başını kaşıyacak zamanı yoktur. Aşırı alıngan, disiplinli, faydacı, üstlerine saygılı, eşitlerine saldırgandır. Çevresi sürekli değişir, kendisi parlaklıkla matlık arasında gider gelir.

 

"1 aralık 1981'de 17:30 da İstanbul Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılacak olan sergi açılışı için ve ödül törenine Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile beraber onur vermeniz dileğimi arzederim"

 
Serol Teber
İnsanın Hiçleşme Serüvenine Giriş başlıklı son kitabında Türkiye benzeri ülkelerin insanlarında oluştuğunu gözlediği bireysel modernleşme adacıklarına değinirken, "çok kez merkezi otorite, bürokrasi aygıtları ile dolaysız organik bütünleşme zorunda kalınmakta ve giderek dogmatik, fanatik, militarist otorite yanlısı politik tavırlar alındığı gözlenmektedir" der.

 

"Feshedilen partilerin devletleştirilen mallarından; iki adet daktilo, bir adet teksir, bir adet hesap makinası ve yeterli sayıda çelik dolap, masa, sandalyenin Derneğimize bağışlanmasını emirlerinize arzederim"

 
Egemen kalabalık içinde yer alan erkekler tarafında neler oluyor? En savunmasız yılların geçtiği ailede, okulda, kışlada, camide, savaşlarda erkeklere neler yapılıyor, neler yaptırılıyor? Beyin iğfal şebekesi içinde, dev okşama merkezlerinde (reklam endüstrisi, medya, büyük bankaların kültür-sanat derebeyliklerinde), bürokraside yetişkin erkeklerin kesintiye uğramış hangi ilişkileri devamını arıyor? Saçının sadece iki telini okşatmak için gözünde yücelttiklerinin hizmetine -gönülden- koşturacak duruma nasıl ayarlanıyor erkekler?

Yeryüzü işlerine pek bulaşmayan kadınlar savunma halleri olarak geliştirdikleri yardımlaşma / kurnazlık gelenekleri ile manevi zedelenmenin kıyısından kurtulabilirken, bu dayanışmadan mahrum erkekler güvenlik duygusu ve iktidarın sofrasından biraz daha haz nesnesi toplama, rekabete dayalı sarsıntılı sosyal rollerin devamı için ilişkilerini körlemesine çeşitlendiriyor.

 

"Her zaman huzur ortamında" daha güçlü çalışabilmenin özlemini duyduk. Güvendiğimiz, saydığımız, sevdiğimiz ordumuz bu huzur ortamını yarattı"


John Heartfield

İdealist, NATO tipi milliyetçi-laikci bir memurun ihtilal komitesine postaladığı yazılardan alınan yukarıdaki tam itaat satırlarını
1, bir zamanlar eziyet görmüş devrimcilerin daha sonra beyin iğfal şebekelerinde, piyasada, bürokraside (kendini vererek) koşturmasını döneklikle, yabancılaşmayla, küçük burjuva nitelikleriyle, ekmek parası kazanmakla açıklamak şimdiye kadar yeterli olmadı. Madem psikoloji kapitalist üretim / tüketim ilişkilerinin yan ürünü, bu ilişkilerin tiranlar tarafında yer alan, bu nedenle hep zihinsel mağdurluk tehlikesi altındaki erkeklerin başını saran narsisist arızanın bizim tarafımızda tartışılması gecikiyor.

Bu arızayı izleyerek, savundukları piyasa yasalarını kabul ettirmek için kapitalistlerin 50 yılı aşkın darbeler aracılığı ile uyguladığı
"pislikçilik"2 taktiğinin görevlendirilmiş vicdanı olan vasıflı erkek / -erkek taklidi yapan- kadın okumuşları anlamak belki kolaylaşır.

+ + +

Kenan Evren'in, anılarındaki
"12 Eylül olmasaydı 24 Ocak kararları uygulanamazdı" açıklaması, bugün piyasanın özünü oluşturan düzenlemelerin (o yıllarda 24 Ocak kararları diye geçen) önündeki örgütlü uyanık insan engelinin darbe yoluyla kırıldığının itirafı açıkca. Ayrıca, sermaye ile şiddet arasındaki bağı kopartarak barışçılık taslamanın başımıza neler açabileceğinin dersini verir bu açıklama. Bu dersin görsel olmasını isterseniz fotomontaj ustası John Heartfield'ın bir afişindeki (1932) "Milyonlar Arkamda" yazısının altında selam durumundaki Hitler'in avuçlarına konan para tomarlarını göz önüne getirebilirsiniz.

+ + +

Darbenin başarıyla sonuçlandığını öğrenen CIA elemanlarının
"bizim çocuklar başardı" sevinciyle, yakın tarihlerde Amerikalı bir gazetecinin "IMF Türkiye'yi bizim için satın aldı" samimiyetini birleştirin. Buna, yerli düzenbazlarla "ver niyet mektubunu, al parayı" oyunu oynayan Türkiye masası şeflerini ekleyin. Bu ölçüde kör gözüm parmağına aşağılama karşısında seyirci kalan, ama benzerleriyle teke tek ilişkilerde onuruna ve haklarına pek düşkün bir ulusun bireylerinin herşeye karşın kendini iyi hissetmesi ancak zihinsel / ruhsal bir arıza eşliğinde mümkün.

Toptan aşağılamayı dengelemek üzere; slikonlu gurur, soslu millyetçilik, pohpohlanan hayırseverlik, yaygınlaştırılan modern dilencilik (sponsorluk) üzerinden sanatçıları, sporcuları, iletişim araçlarını,
"sivil toplum örgütleri"ni kullanarak bir çeşit psikolojik propaganda yürütüldüğüne lütfen dikkat edin. Kamusal ilişkilerde özgüven, dayanışma ve bağımsızlık şimdilik toprak altında.

Benjamin ve Böll'in, bizden ise Serol Teber'in, Alman halkının ve burjuvasının Hitler faşizmine yatkın hale getirilmesine değinirken zihinsel / ruhsal durumlara gönderme yapmaları yalnız yazar duyarlığı ile açıklanabilinir mi?

 
1 Dönemin İFSAK Başkanı tarafından 12 Eylül darbesi sonrası askeri cuntaya postalanan beş ayrı yazıdan alınmıştır. "Türkiye'nin ilk fotoğraf profesörü", günümüz tiranlarıyla benzer ilişkilerini otuza yakın fotoğraf derneği adına yakın tarihlere kadar sürdürdü.

2 Pislikçilik: Bir yankesicilik türü. Yankesici ağzında bisküviyi çiğneyip lapa yaparak kurbanın üzerine fırlatıyor. Sonra üzerini temizleme bahanesiyle yaklaşıp cüzdanı çalıyor (Radikal)

 
Amerikan ve AB yayılmacılığının, yeryüzünü
uygarlaştırma operasyonlarında kullandığı "önce istikrarsızlaştır, sonra yardıma koş ve yeniden yapılandır" basit formülünü anımsayın. Evinizde, işyerinizde, arkadaşlıklarınızda, derneğinizde, sendikanızda bile bu formülü rahatlıkla uygulayabilirsiniz.
 

Eylül 2002

| İbrahim Akyürek'e Mektup | Paralax'a Mektup |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |