
Fotoğraf: İşçi Fotoğrafçılar Ağı
(1 Mayıs 1976). |
Anımsamak - 1
"İyi
Adam"
İbrahim
Akyürek

Fotoğraf: Nick Ut (1972)
70’li Yıllar/Bir Kesit fotoğraf
sergisinin derlemesini yaparken "anımsamak"
üzerine düşünmeden olmazdı. Dönemin derlenen
fotoğraf, gazete, dergi ve kitapları öncelikle benim
bütünlüğümü korumama yardımcı oldu. Yaşamımın
gönüllü bölümündeki yanlışların yinelenmesini
önledi, zorunlu bölümündeki ilişkilerin
eleştirisine ise açık olma, eleştiri sahiplerine
küsmeme sabrını pekiştirdi.
Psikoloji kitaplarının yazdığına göre kişisel
tarihlerinin korunmasız/savunmasız yaşlarında yakın
çevre tarafından hırpalalanları "uzmanlar"
o günlere yeniden götürürlermiş. Gerilimi
azaltmanın bir yolu olarak başvurulan
parçalanmışlığın yeni değerlendirmelerle
giderilmesi için...
Derlenip saklanan, arada bir karıştırılan malzemeler
unutmayı engeller, geriye gidişlerde kılavuzluk yapar.
Kitabın birinde çatı aralarında ev eşyası
biriktirmenin artık kalmadığını yazar. Çatı
arasında, çekmecelerde, dosyalarda biriktirilenler,
iyi-kötü anıları birbirinin vazgeçilmez
tamamlayıcısı olarak tekrar tekrar değerlendirmenin,
sorgulamanın aracısı olur. Sahaflar, müzeler,
arşivler biriktirmenin öteki araçlarıdır.
Bütünlüğümü korudu dedim; diyalektik felsefenin,
doğu düşüncesinin, hatta psikolojinin peşini
bırakmadığı bir kavramdır bütünlük. Bütünlük
duygusunu yitirme sürecinde hem - hem de
parçalanmasını yaşarız. Yani geçici nevrotik
durumlarımız... Çoğunlukla bu durumdaki,
zamanımızın "iyi adam"ından üç adet adam
(üç hal) çıkarabilirsiniz. Bu halleri ile yalpalaya
yalpalaya giden "iyi adam" maddi-manevi
rızkını çıkarma endişesiyle zorunluluktan
takındığı normal hali ile günlük yaşamını
koşuşturma içinde sürdürür. Öteki halleri ise
derttir...
En büyük dert, sorumlusu olmadığı kişisel tarihinin
acısını yakın çevresinden (eşikten içerisi de
dahil) tahsil etmesidir1. Bu tahsilat için ayrılan o
büyük enerjinin (naif kötülüğün), acıların
nedeni siyasi güçler şebekesine yöneltilmemesi
trajiktir. Örneğin, Ankara’da yazar kasasını
fırlatacağı yeri doğru seçen esnafın çevresine
yönlendirebileceği enerjisi doğru yerde
harcanmıştır aslında. Bu esnafın aile-çevre
ilişkileri dertsizdir... Çıldırınca,
çoluk-çocuk-akraba-komşu hepsini temizleyen üçüncü
sayfa adamının gerilemesi ise minik örnekleriyle
çoğumuzun günlük yakın ilişkilerinde kansız
yaşanır.
Fotoğraf belge olmanın ötesinde, hem / hem deci
hallerimizde, geçmişteki zor günlerimizi deşip
yeniden yüzleşmek için başvurduğumuz aile
albümünde aldığı yer ile de fayda sağlar. Toplumsal
tarihimizin ortak albümündeki dönem fotoğraflarında,
öteki belgelerinde gezinmek, toplumsal ilişkilerimizin
yeniden sorgulanıp düzene sokulmasına yardımcı olur2. Bu gezinmeyi, gözden
geçirmeyi sürekli ertelemek "iyi adam"ın
çocuksuluğa / feodal gerilemelere3 fırsat veren mekanlarda adam
adama gevezelenip gevşemesi, hayatı kendine yontmanın
hınzırca örgütlenmesiyle sürer. Kimisi siyasi parti,
kimisi eğlence/spor/sanat/medya/sivil toplum piyasası
olan bu mekanlar, iş saatleri içinde-dışında
sığınılan bildik yerlerdir. Kamusal çocukluğun oyun
bahçeleridir sanki... Oyunların hız özelliği
buralarda, narsisizmin tüm belirtilerini teşhir eden
davranışların körleştiren yarışmacı
koşuşturmasına dönüşür. Ayrıca gittikçe
kişiselleşen günlük teknolojik aletlerin
çocuksuluğu/bencilliği/rekabeti azdırıp bir
sakinleştirici yerine geçtiği bile gözlenebilir
bugün.
"İyi adam" delikanlılık ile maskelenmiş
korkusu, büyüklere saygı, küçüklere abilik
çabasıyla geriye koşar. Bir bakarsınız çağdaş
maskeli feodal ilişkiler ayarlanır. Yakın tarihimizde
baskıların yaratıcısı olmuş mali-manevi zinde
güçlerin çağdaş temsilcileriyle kırıştırarak
korkusunu bastırır, güvence arar, dengeleri
gözetmekten çılgına döner. Bir zamanlar eziyet
gördüğü bürokratik güçler karşısında babacı
bir tutum alır (babadır, döver de sever de).
Saldırganlığın yönü kamusal babadan, yakın
çevrede yaşayan eşiti canlılara aktarılır
(ödedim-ödeteceğim hali), doğayla olan bağlar bile
kesilir. Hayat artık yüzleşilemeyen nedenler,
uydurulan gerekçeler huzurunda ölümüne aktarmalı bir
yolculuğa dönüşür.
Dönemin muhalifi, yaramazı şimdinin "kadrolu
delikanlısı" olmuştur.
Kayıp "iyi adam"dır, bir kuşağın
numunesidir.
Kayıp bizim delikanlıdır.

Fotoğraf:
İşçi Fotoğrafçılar Ağı
(1970'ler)
1 Hayatımızın ilk
dönemlerinden bugüne taşıdığımız
alacaklarımızı, yetişkin insan olarak kurduğumuz
ilişkilerden tahsil etme hakkına sahip değiliz. (Engin
Geçtan / Hayat, Metis).
Geçtan’ın
yukarıdaki cümlesi tam da bugünlerde işe yarıyor.
Koşullar zorlaştırıldıkça artan gerilimin acısı
çevreden çıkarılıyor. Aziz Nesin "Çuvala
Doldurulmuş Kediler Zamanı" başlıklı
yazısında, İstanbul’da padişahın biri tarafından
toplatılan kedilerin çuvallara doldurulmasını örnek
alır. Kediler çuvallar içinde adalara taşınır.
Nesin, kendi hallerinde arkadaşca gezip tozan kedilerin
çuvala girince birbirlerini tırmalamaya
başladıklarını biz insanlara anımsatır.
2 1972’de Vietnam’da bir
tapınağa napalm bombası atan uçağın pilotu John
Plummer, bombadan kaçan kız çocuğunun (Kim Phuc)
gazetede yayınlanan fotoğrafını kesip hep cebinde
taşımış. Pişmanlık duyan Plummer din adamı olmuş.
Artık bir oğlu olan Kim ile 1995’de Amerika’da bir
toplantıda yüzyüze gelmişler. Kendini ilk tanıtan
John olmuş... (fotobelgesel)
3 Çözümü olanaksız bir yetişkin
sorunuyla karşılaştığında nevrotiğin bir çocukluk
çözümüne dönüşü gibi, uygarlık da belirttiğimiz
zamanlarda eski bir çözüme, bir zamanlar verimli olan
feodalizm ya da otokrasinin altın çağına yönelebilir
(Christopher Caudwell / Ölen Bir Kültür Üzerine
İncelemeler / Metis)
Mayıs 2003
|