
Paralax Görsel Kültür Arşıvı
| Sevgili Akyürek, Önümde ekranda duran metnin aslında imzasız olduğunu varsayarak bir şeyler yazmaya başladığımı bilmenizi isterim. Bunun iki sebebi var birincisi; kullandığımız medyanın (1) aslında imzaları silikleştiren hatta bazı durumlarda imzayı da kullanım dışı bırakan bir özelliği var. İkincisi ise eldeki metnin geldiği referanslar açısından kişisel olamayacak karakter özellikleri göstermesinden. Zaten ben de meselenin genel olanla-sizin payınız arasındaki ilişkide ortaya çıkan boşlukla ilgileniyorum. Kendi payıma Altıncı İstanbul Saydam Günleri için çok sevindiğimi belirtmeliyim, çünkü kişisel olarak içinde yer aldığım ilk İ.S.G. organizasyonuydu ve metinde org. nun dokuz günlük icrası ilgili bir eleştiri bulamadım. Girişinize referans olan sonbahar meselesini dışarıda bırakırsak sanırım yazınızın temel sorunu sponsorluk ve komitenin küçük burjuva eğilimleri. İnanın yazınızın her paragrafı insanın içinde ayrı ayrı cevap verme isteği uyandırıyor.Ama hep aynı şeyi söylediğinizi gördükçe de bir o kadar hevesi kırılıyor.Gerçekten siz sponsorluk ilişkilerinin kirleticiliğini ve temizlenmenin yolunu 'Sizin' koyduğunuz yere göre 'bizlere' bütünlüklü bir şekilde açıklayamayacak kadar uzakta mısınız? (2) Sözlerinizin politik referansları karşısında kendini hasbel kader politik zanneden birisi olarak tartışmanın aslında başka bir yerde olduğuna işaret etmek isterim. Yine size göre bu benim nevrozum oluyor ama yürek ferahlığı ile söylemek isterim ki bu tür politik referanslar uzun bir zamandır benim temel anksiyetemi oluşturuyor. Sponsorluk ve İ.S.G. konusunda gösterdiğiniz örnekleme çabasının yerine yerleştirilmesi gerekiyor sanırım.Öncelikle İ.S.G. bildiğim kadarı ile Enis BATUR-Argos dergisi örneğinde olduğu gibi kendisini bir Truva atı olarak tarif etmemektedir.Açıkça söylersek cümle E. B. un 'Sermayedarın sermayesi ile sermayedara karşı' (3) türünden gizlediği bir angajman için destek istememekte yada en azından komite adına yapılan açıklamalarda böyle sinik bir tavrın izine rastlanmamaktadır. Sponsorluk konusunda verdiğiniz iki örnek de amacını aşan bir ifade değilse eğer düpedüz haksızlıktır.Çünkü Aksanat örneğinde olay bir basın duyurusu ile ilan edilmiş ve Aksanat n sanatseverliğinin sınırları somut ve çok hoş bir şekilde gösterilmişti yani olayı takip ettiğim kadarıyla böyle olmuştu. Yanlış hatırlıyor olabilirim düzeltin lütfen. Diğer tüm eleştirileriniz ise İSGOK un bütün yönleriyle çare olamayacağı ve güzel ülkemizin başına musubet bir çok konuyu da içine alan ve benim yapmaktan pek hoşlanmadığım 'Ne olacak bu memleketin hali'sorusu ile biten kahvehane sohbetlerinin sap ve samanla karıştırılmış hali gibi görünüyor. Yeri geldiği için belirtmek gerekir.İSGOK açık bir yapıdır.Her sene yeni katılanlar bırakanlar ve kalanlarla yeniden kurulan bu anlamıyla belki eleştirilebilecek tek özelliği kurumsallaşmasını tamamlamamış bir yapı olmasıdır. İSGOK' un bu özelliğini sizin bildiğinizi sanıyorum. Hatırlatmak ve bilmeyenlere de çağrı yapmak için tekrar etmek ihtiyacı duydum. Bu noktada İ.S.G.' nin benim için çok önemli bir özelliğini daha hatırlamakta yarar var sanırım o da belli ilkeler için olayı kişiselleştirmeden toplanabilmek daha da önemlisi bunu altı kez yapabilmek. İçinde bulunduğumuz fotoğraf çevresi içinde (isterseniz hep beraber piyasası diyelim) rekabetçi mantığı körükleyen yarışmalar, yarışmalar, yarışmalar dışında derli toplu bildiğiniz kaç tane oluşum var? Ve kaçının hiçbir ticari desteği yok ve siz hiç temiz para gördünüz mü? Bilmeden yazdığınızı düşünmeden harekete geçtiğinizi yakınlarınızla uzaklarınızı ayıramadığınızı düşünüyorum . Fark etmişsinizdir yazıma başlarken size 'sevgili Akyürek' diye hitap ettim son derece samimi olduğumu bilmenizi isterim. Size 'sayın' diye hitap etmek benim inançlarıma ters düşüyor. Alp ESİN Kasım 2001
|