Paralax Görsel Kültür Arşıvı


 

 

Fotoğrafta Zaman
Yazı ve Fotoğraflar: Erdal Ateş


Zamanın tanıklığını yapan dünyadaki nesnelerle/dönüşümlerle karşı karşıya (göz göze) geldiğimizde duyumsarız zamanın varlığını en çok. İnsanın -kendisiyle- başkasına zamanın tanıklığını yaptığı halde, bu tanıklığı kendinde görmek/hissetmek istememesinin nedeni, zamanın eskitici, yok edici gücü karşısında yenilme korkusu olsa gerek. Ama ne yazık ki bu korku yengi ile bitmiyor hiçbir zaman. Zamanın hiç durmaksızın devinen çarkları, öznelerin ve nesnelerin tarihini gelecek zaman, şimdiki zaman ve geçmiş zaman olarak yazıyor. Ve yazacak hep, postmodernist düşünür Francis Fukuyama tersini söylese de (!).

Bu anlamda, her fotoğraf bir zaman diliminin bir göstergesidir. Fotoğraf hem bir zaman dilimini gösterir hem de kendisinin gösterdiği zaman diliminin dışında başka bir zaman dilimini yansıtır (bir nesne olarak kendisini).

Fotoğraf, kendisini oluşturan özne (fotoğrafçı, fotoğraf sanatçısı) tarafından çekildiği andan (şimdiki zaman) sonra "eskilleşme" sürecine girer. Çekilen görüntü, nesnel gerçekliğiyle alınmışsa bu fotoğraf bir bakıma yaşamın/çağın tanıklığını imler insanlara. Mekan dışında çekilmiş fotoğrafların zamansallığı daha başat gibidir. Bu tip fotoğraflar görüntüyü alımlayanlara, fotoğraftaki zaman dilimini kimi zaman direkt/yaklaşık olarak kimi zaman da görüntüdeki ipuçları yardımıyla bildirir.

Örneğin, 1930'larda Ankara'nın bir panoraması ya da 1960'larda New York sokaklarından çekilmiş bir siyah beyaz fotoğrafı düşünelim. Ankara panoramalı fotoğraf bizi, görüntüdeki nesneler, imler aracılığıyla tarihsel bir yolculuğa çıkaracaktır bir an. İşte o an, görüntü usumuzdan bir film şeridi gibi geçer. Bu süreç, görüntüdeki nesneleri/imleri tanımayla ya da tanımamayla ilintili olarak uzar ya da kısalır. Örneğin, görüntüde Ankara Kalesi varsa görüntüye dair çıkarsamalarımız daha keskinleşecektir/keskinleşebilir. Fotoğraftaki zamanın hangi zaman dilimi olduğunu, görüntüyü alımlayanın "şimdiki zaman gerçekliği" belirler. Bu denklem ise mantıksal olarak, "geçmiş zaman - şimdiki zaman"dır. Yani, geçmiş zamanın tarihselliğini, şimdiki zamanla ölçeriz. Bu nesnel gerçekçi bir yöndür. İşin içine, şimdiki zaman - şimdiki zaman denklemi ya da "gelecek zaman" girerse nesnel gerçeklik öznel gerçekliğe dönüşür. Böylesi bir zamansallığı belirleme herkese göre değişir yani, görelidir. Aynı şey, 1960'larda New York sokaklarından bize bir kesit sunan fotoğraf için de geçerlidir. Bu fotoğraftaki iletiler insanlar, binalar, mağazalar, insanların giyim kuşamı, reklam panoları v.s. olabilir/olacaktır.

Fotoğrafta insan unsuru, fotoğraftaki zamansallığı kolayca ele verir. En başta "moda" yardımıyla da fotoğraftaki insan(lar)ın giyim kuşam(lar)ının toplumsal özgürlüğü gibi. Fotoğraftaki zamansallık çözümünde en önemli faktör -doğal olarak- yerellik ve evrenselliktir. Fotoğraftaki görüntünün düzgülerini deşifre etme yani onu algılama (zamansal anlamda) coğrafik, psikolojik, sosyolojik, teknolojik, tarih bilimsel v.s. veriler yardımıyla gerçekleşir.

1930'ların Ankara panoramalı fotoğrafımız bir İzlandalı'ya da bir Ankaralı'ya da aynı şekilde aynı görüntüyü nesnel olarak sunar. Ama, İzlandalı'nın da Ankaralı'nın da görüntüyü algılama yolculukları çok farklı olacaktır doğal olarak. Aynı şey diğer fotoğraf için de geçerlidir kuşkusuz.

Nesnel gerçekçi (belgesel) fotoğraflarda zaman, çıplaktır yani nesneldir. Ancak her fotoğrafta zamanı, belgesel fotoğraflarda gördüğümüz gibi "doğru ve kolay" algılayamayız/algılayamayabiliriz. Özellikle kurmaca ve deneysel fotoğraflarda.
Bu gruptaki fotoğraflar, alımlayanı yanıltır hatta çoğu zaman, bu yanıltma (yanılsama) fotoğraf sanatçısı tarafından bilinçli olarak yapılır. Fotopentür buna en iyi örnektir. Böylesi fotoğraflarda zaman içseldir. Dolayısıyla görelidir. Belgesel fotoğraflardaki gibi zamanı çıplak, doğrudan değil, dolaylı olarak algılayabiliriz ancak. Ve bu fotoğraflardaki başat zaman, sanatçının içsel zamanıdır.

Evet, zaman devingendir. Zamanın devingenliğinden dolayı durağan(dural) hiçbir şey olamaz. Diyalektik gerçekliktir bu. Fotoğraf, bu yönüyle devinen zamana karşı bir saldırıdır/düellodur.

Bizler bir fotoğrafa baktığımızda zamanın (tarihin) geçmişteki durağan/arkaik yüzüyle yani ölü yüzüyle karşı karşıya geliriz. Ve bu karşılaşma da hem fotoğraf hem de fotoğrafı alımlayan (özne ve nesne) zamanın ezici/eskitici gücünden payını alır her zaman.

(Fotoğraflarda düzenleme yoktur. Varsa da fotoğrafçıya değil eskiciye aittir.)


| Paralax'a Mektup | Bılgı ve Abonelık Koşulları |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |