Paralax Görsel Kültür Arşıvı


bu yazıya
tepkiler

 
  İstanbul Saydam Günleri ve Sonbahar
İbrahim Akyürek


"Her geçen gün, yaşama sevincimizden bir parçayı daha koparıp almaya çalışıyorsa da, hayata tutunma inadımızı sürdürüyoruz. Hem kendi ülkemizden, hem de dünyanın dört bir köşesinden birbiri ardına gelen ölüm haberleri, neyi, neden ve hala nasıl yapabildiğimizi sık sık sorgulatıyor. Hayat herşeye rağmen sürecek, deyip kestirip atmak mümkün değil.Yaşanan trajedilerin bizden uzak olduğunu düşünme yanılgısından bir türlü kurtulamıyor oluşumuz, trajedilerin derinleşmesinden başka bir sonuç çıkarmıyor ortaya. Küllerin arasında geleceğimizi arıyoruz hep birlikte."
...............
"Sonbaharın depresif ruh halinden kaynaklanmıyor bu girizgah. Bunun nedeni, yaşadığımız dünyanın artık kaçılamıyacak bir noktaya gelen kaotik atmosferi içinde, yaptığımız çalışmaların giderek ağırlaşan koşulları."

Yukarıdaki cümleler geçenlerde biten 6.İstanbul Saydam Günleri'nin program broşürünün MERHABA bölümünden alındı.

Kemal Tahir'in "Felsefede idealizm dindarlıktır" sözlerini anımsayınca yukarıdaki düşünceler karşısında "Vah Vah" ya da "Amin" demek geliyor insanın içinden.

Hem programda "Kriz" başlığı açacak kadar uyanık olacaksın, hem de sponsorların arasına Garanti ile Yapı Kredi'yi alacak kadar "UYANIK" olacaksın. Nedenlerle sonuçları birbirine değdirmeden küllerin arasında geleceğini arayacaksın.

Sizin hiç Şahenk ve Karamehmet'e eliniz değdi mi? Halkla ilişkiler görevlisini veya Samih Rıfat'ı tanımak Karamehmet'i tanımak mıdır? Siz Karamehmetlerin silahlı adamlarıyla tanıştınız mı? "Elimizde delikanlıllar varken cop niye sokalım" diyen Garanti Baınkası yönetim kurulu eskilerinden darbeci ölü generale dokundunız mu? Bu bankanın "Hangi sendikaya üyesin" sorgusundan geçtiniz mi?

Turkcell'in baz istasyonlarını yerleşim yerlerinin içine kurduğunu anımsadınız mı? Bir gün çatınıza tırmanırlarsa, piyasanın markası sizin kendi gerçeğinize (kanserinize), yalnızlığınıza dönüşmez mi?

Önceki yıllarda sponsor olarak kullandığınız Aktif Dağıtım'ın işçileri bir ayı aşkın işten atılmama direnişinde, haberiniz var mı? Benzerlerinizin olanaklarına, dayanışmasına güvenerek kendinizi iyi hissetmeyi denediniz mi?

Bu kadar sorudan sonra gelecek yıl Afrika'da özel ordular kurup yerel halkı öldüren SHELL'i, savaş araçları işinden de kazanan KOÇ'un şirketlerini, ocak ayında işten atma operasyonlarının yenisini gerçekleştirecek UNILEVER'i sponsor adaylarınız arasına yazabilirsiniz.

MERHABA'da sözedilen depresif ruh hali keşke Sonbahar'dan kaynaklansa. Ne tavus kuşu ne karga küçükburjuva hallerimizin toplumsal-nevrotik biçimleri olmasın bu durumlar?

Nevrotikler, bölmeleme yoluyla çatışmalarını ertelerlermiş. Amerikalılar buna "Kompartıman Bilinç" dermiş. Hem ruhsal hem toplumsal dengeyi (statükoyu) korumak, ilişkilerin farkındalığından, sorumluluğundan kurtulmak, savunmaya çekilmekmiş amaç.

Yani bir bölmede Karamehmet, ötekinde yoksullaşan-çıldıran insanlar, daha öteki bölmede zekatlık insan hakları, soyut-somut insan manzaraları görüntüleri. Bölmeleri birbiriyle ilişkilendirmemenin şifalı sonucu: idealist sızlanmalar.

Aristokrasi zevkin peşindeydi, burjuvazi tatmini arıyor satırlarının yazarı, sen ne kadar haklısın. Bir tatmin, çok uzağınızdaki bir eşitinizin tatminsizliğine (bugün Aktif işçisinin, gelecekte belki kendinizin) neden olacaksa bu ilişkiye ne demeli?

Saydam Günleri'nin birinde yakın tanıklığım var. Ali Öz, Cumartesi Anneleri'nin gösterisine hazırlanıyor Aksanat'ta. Sennur Sezer, Ali için bir yazı hazırlamış, gösteri öncesinde dağıtılacak. Aksanat yetkili adamı bu metnin dağıtılmasını yasaklıyor. Dahası, gösterinin içeriği önceden bilinseymiş izin bile verilmezmiş. Sabancı'nın silahsız adamı seçimini iyi yapıyor. Sonbaharın tadını en depresif halde ancak bu adam çıkarabilir. Çünkü bölmeleri yok, bütünlüklü sınıf bilincine güveniyor.

"Sanatçıların garip bir rahatlıkları var; hiçbiri onlar üzerinde çevrilen dolapların farkına varmaz. Örneğin sosyologlarla bu işi bu kadar rahat çeviremezsiniz." Alman tasarımcı Otl Aicher'in sözleri bunlar.

Gelecek yıl saydam günlerinin açılışı "İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış kitleyiz" emrinin verildiği onuncu yıl ayiniyle açılmalı, kapanış en büyük yüz şirketi kontrol eden onbeş ailenin çağdaş büyücüsü Yaşar Nuri Öztürk'ün kıyamet, kaos açıklama ve dualarıyla bitirilmeli ki, gönüllü çabanızda idealizmin sanata katkısı daha belirgin olsun.

Ekim 2001

   

| İbrahim Akyürek'e Mektup | Paralax'a Mektup | Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |
[ bu yazıya tepkiler ]