Paralax Görsel Kültür Arşıvı


  KIYI(n) KIYI(n)
Tanju Akleman


Onu çok sevmiştik, çok beğenirdik fotoğraflarını o zamanlar. Belki fotografik ilk gençliğimizin baharındaydık, baharın o ılık nefesi ensemizdeydi ve biz bilmem kaç ASA'lık sarhoşluğumuzu yaşıyorduk kim bilir.

Güzel siyah-beyazlar.

Siyah ve beyaz. Yeterli midir agrandisörün direksiyonunun iyi bir kullanıcısı olmak, o zifiri karanlıktaki direksiyon kullanımındaki hüner bizatihi tek başına yeterli midir acaba?

Onu çok sevmiştik fotoğraflarına bakarak, imrenmiştik belki. O kimi sevmişti acaba, kimi izlemişti gözlerinden beynine uzanan sinirler aracılığıyla, kimi gözlemişti izleyici olabilmenin o doyulmaz keyfi ile?

İyi baskılar.

Ya derinliğinde yüreğimizin, ya beynimizin derinliklerinde kopan fırtınalar. Onlar nerede? Bu baskılar, o içimizdeki fırtınaların doğduğu yüksek basınçla oluşmuş baskılardan daha mı değerli yoksa.

Kıyılar kıyın kıyın saklanmıştı da oralarda buralarda da biz mi kaçırmıştık, biz mi görmeyi unutmuştuk? Böyle miydi, böyle mi olmalıydı kıyılar? Yaşamın kıyısında olmanın, yaşayamamanın; büyük bir ormanın kıyısındaki küçük bir çiçek olanın, fark edilmemenin; belki de daha bambaşka bir sürü kıyının bizdeki kıyımının bir anlatımı mı olmalıydı yoksa?

Kıyı neydi, bizler kimdik?

Kıyılar kıyın kıyın saklanmıştı ve bizler hâlâ saymaya devam eden ebeler miydik saklambaç oyunundaki ilkbaharımızın nostaljisinde?

Çok sevmiştik fotograflarını ama onun için belki de hiç önemi yoktu bu sevgimizin; o agrandisörünün direksiyonuna kurulmuş iyi bir şoför addediyordu kendisini ya, bu yeterdi ona belki de. Yolda giderken zigzaglar çizmesi normaldi; ehliyetini iyi yerden almıştı çünkü.


Şubat 2002

| Tanju Akleman'a Mektup | Paralax'a Mektup | Bilgi ve Abonelik |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |