|
|
Sevgili İbrahim
Ağabey,
İstanbul Saydam Günleri ve Sonbahar isimli yazınızı
okudum ve bu yazıya bağlı tartışma yazılarını da
gördükten sonra bu tartışmaya katılmanın yararlı
olacağını düşündüm, sanki sapla saman yine karıştırılıyor
veya karıştırılmaya çalışılıyor. Öncelikle bu
yazıyı eleştiren arkadaşların tamamen bireysel bir
suçlama olarak yazıyı algılamalarını ve bunun karşısında
sadece kendilerini savunmak zorunda hissetmelerini ve bu
'savunma paylaşılmış hezeyanı' nedeniyle konunun ana
fikrinin nasıl kaçırıldığını üzülerek izledim.
Birde hatta bu aşılarak İbrahim'in ne kadar temiz olduğunun
etrafında dönen tartışmayı ise hala anlayabilmiş değilim.
Evet gündemdeki etkinlik olan İstanbul Saydam Günleri
konu edilerek tüm sanat çevrelerine sponsor tercih
ederken bazı donelere dikkat etmenin yararlı olacağı
mesajını ileten yazınız bence harika. Sanatçı
denilenin garip bir rahatlık hakkının olmadığına
bende bütün yürekliliğimle inanıyorum.
Evet Belgin Çöleri'nin dediği gibi bence de herkes
hayatının her anında ne kadar temiz kalabildiğine
bakmalıdır. Ki bizler bunu ciddi olarak başarabilseydik
herhalde dünyanın bugün içinde bulunduğu durum çok
daha farklı olabilirdi ve bu durumdan hepimiz en az diğerimiz
kadarda sorumluyuz. Farkında olmadan kanıksadığımız
bir yapının(sponsorluk) sorgulanması gerektiğini ve
bu yapının sadece masum olmadığını gayet hoş bir
üslupla anlatmışsınız. Hele ki bir çok konuda bu
kirliliğe bire bir katkı sunanların sanat çevreleri
tarafından aklanmaları ve /veya bu yöntem ile
ellerindeki kirlerin bir kısmından kurtarılmaları
bence yarınlarda sorgulanacak ciddi bir hatadır. Sanatçının
öncelikli misyonu bahçede asılan insanların vücutları
üzerinde anatomi çalışması yapmak değil; bizzat bu
ölümlere dur diyebilmek olmalıdır. Bunun dışındaki
tüm davranış şekilleri sadece opportunizm( fırsatçılık)
olarak tanımlanmalıdır.
Evet çağdaş sanatta mesenlik kurumunun şekil değiştirmiş
şekli sponsorluktur ve diğer yandan 21.yüzyılda gözlenen
önemli bir gelişmede, sanatın devlet tarafından
korunmasıdır( kültürün ulusallaştırılması). Günümüzdeki
'mesen'lerin sanatçının üretimine doğrudan karışmaları
söz konusu 'değil' gibi görünmektedir veya biz böyle
sanmaktayız, ancak bu destek sunanların tarafsız olduğunu
da söylemek imkansızdır. Destek alan sanatçıların
ve/ veya sanat kurumlarının seçilişlerini belirleyen
'üretimlerinin niteliği' değil midir? Destek sunulacak
sanat eserlerinin seçiminde sponsorların kaygısının
sadece estetik değerler olduğunu söyleyebilir misiniz?
Eğer günahsız olana ilk taşı attıracaksak, buyur İbrahim
ağabey. Bu taşı atmak diğer bir çok insandan daha
fazla sana yakışacaktır. Kendi dinamikleri ile ayakta
kalan gerçek sivil organizasyonlarda buluşmak dileği
ile.
Özgür
Nizam
Kasım
2001
|