Paralax Görsel Kültür Arşıvı


İsa Çelik portresi
© İbrahim Zaman

(Salı Fotoğraf Grubu, Portreleme II sergisinden)

Portreledim... Portreledin... Portreledi...
Tanju Akleman


Işığın iyi olduğu saatleri bilirim. İyi bir fotoğraf makinesine sahibim, birkaç tane de objektifim var, filtrelerim de cabası. Işığın iyi olduğu saatleri bilirim, çekeceğim fotoğrafa göre ışığı nasıl kullanacağımı da. Fotoğraf camiasında da iyi bir adım var.

Varsayalım elimde de çok iyi bir obje var. Varsayalım bu obje de çok sevdiğim bir heykeltraşın elinden çıkmış çok sevdiğim bir heykel olsun. Heykelini heykeltraş arkadaşımdan belli bir süreliğine ödünç alayım. Varsayalım ki amacım da o heykeli günün güzel saatlerinde, güzel ışık saatlerinde, güzel mekanlarda, günün güzel ışığını alan mekanlarda diğer sevdiğim fotoğrafçı arkadaşlarımla birlikte fotoğraflamak, belli bir süre sonra da bu fotoğrafları ortak bir sergiye dönüştürmek olsun.

Diyelim ki her çarşamba diğer arkadaşlarımla birlikte heykeli karşımıza alalım, her çarşamba evimde çilingir soframı kurayım ve her çarşamba o ödünç aldığım heykel de karşımızda olduğu halde mezelerimizin eşliğinde rakımızı içelim, ufak ufak demlenelim. Zaman zaman da kendi aramızda heykeli nasıl fotoğraflayacağımıza ilişkin fikir alışverişinde bulunalım.

Ve her cumartesi ve her pazar, heykelimiz ve biz güzel heykel fotoğrafları oluşturmak üzere yollara düşelim. Yollara düşelim üç kişilik, dört kişilik ya da daha da fazla fotoğrafçılar olarak, yollara düşelim ve düşerken de nerelerde çekim yapmamız gerektiğini planlayalım. Diyelim ki seçimimizi Yıldız Parkı'ndan yana kullanalım. Doğru ışıkta kapısında Malta Köşkü'nün, ya da giriş merdivenlerinde, parktaki banklarda ya da koruluk alanda güzel bir ışık huzmesinin altında fotoğraflayalım o nadide heykelimizi. Hatta bazen bir kuş konduralım üstüne, kimbilir belki de gününe göre hoş bir lale yada gelincik ve belki de bir gül. Üçlü, dörtlü, beşli gruplar halinde dayayalım gözlerimizi vizörlere, basalım deklanşörlere. Üçlü, dörtlü, beşli farklı farklı yorumlayalım o güzelim heykeli.

Yaklaşık bir yıl boyunca haftasonlarımızın bir kısmını böylesi bir fotoğraflama eylemini yerine getirmek amacına yönelik olarak değerlendirelim. O çeşme senin bu merdiven benim; o koru senin bu kapı önü benim yılmadan fotoğraf çekelim. Fotoğraf çekelim, onları inceleyelim; rakı içelim, şarap içelim, fotoğraf çekelim; humus yiyelim, fava yiyelim, fotoğraflarımızı irdeleyelim; yine fotoğraf çekelim, çay bahçesinde çaylayalım, simit-peynir yiyelim; karanlık odaya girelim, ön baskı alalım, rakı içelim, kağıtta levrek yiyelim.....
Varsaymaya devam edelim: Diyelim ki sergimiz hazır, uzun yollar katettik, siyah-beyaz baskılar aldık, beğenmedik, tekrar bastık; fotoğrafı beğenmedik, aynı yerde tekrar çektik; tam oldu dedik diğer fotoğrafçı arkadaşlar beğenmedi, yeniden çektik. Yüzdük, yüzdük, kuyruğuna geldik. Her arkadaşın belli bir sayıda fotoğrafı tamam, sergimiz hazır. Hadi bir de sergimizin açılışına bu heykel fotoğraflarımızdan oluşan saydam gösterisi hazırlayalım, sergi açılışı sırasında bu tamamlayıcı gösteriyi sunalım dedik.

Ve açılış günü. Fotoğraflarımız duvarda. Ellerimizde birer kadeh şarap ya da cin ya da başka birşeyler; masalarda çerezler. Fotoğraf camiasından ya da değil çok yüksek katılımlı bir açılış. Herkes çok beğendiğini söylüyor. Ben de fotoğraflarımızdan memnunum, hemen hemen hepsi doğru ışıkta yakalanmış, kompozisyonu doğru hoş fotoğraflar; belki ufak tefek baskı sorunları var ama ihmal edilebilir düzeyde. Herkes çok memnum. Ardından hep birlikte saydam gösterisini sunuyoruz fotoğrafsever dostlara. Bir alkış, bir kıyamet. Herkes çok memnun.

Son olarak diyelim ki bir arkadaşım gösteri sonrası yanıma geliyor ve öncelikle fotoğrafları beğendiğini ifade ederek, neden bir heykel yerine bir insanı, hatta sanat dünyasında ün kazanmış bir insanı böylesi güzel mekanlarda fotoğraflamayı tercih etmediğimizi soruyor. Yanıt babında diyorum ki zaten bu konu o çarşamba toplantılarımızda da kendi aramızda üzerinde çok durduğumuz bir konu idi. Ve konuşmamı sürdürüyorum: ''Evet bu mekanlar güzel, bu mekanları saptadıktan sonra doğru ışık anlarını belirlemiş olmamız da güzel. Ancak doğru mekan, hoş bir ışık ve doğru bir kompozisyonla herhangi bir insanı fotoğraflamakla herhangi bir objeyi aynı şekilde fotoğraflamak birebir karşılaştırılacak sanatsal yaklaşımlar değil. Bir insanı hatta sanat dünyasında belli noktalara gelmiş bir insanı fotoğraflamadan önce sunulacak fotoğraflar ile o insanı, o insanın duygularını, o insanın dünyaya bakış açısını yansıtacak fotoğraf karelerini nasıl oluşturmamız gerektiği konusunda uzun süre düşünmemiz gerekir. Doğaldır ki o üzerinde uzun süre kafa yoracağımız kareler bu sergide sunduğumuz karelerden çok daha farklı olacaktır. Bu sergi ise yalnızca duygulardan azade bir objenin güzel fotoğraflarından oluşmaktadır; ikisi çok farklı.''

Bu sohbet sonrası gelecek yıllarda herhangi sanat insanını fotoğraflamak üzerinde diğer fotoğrafçı arkadaşlarımla fikir birliğine vararak işini yapmış bir sanatçının mutluluğu ve hazzı ile evlerimize dağılıyoruz.


30 Ocak 2001


| Tanju Akleman'a Mektup | Paralax'a Mektup | Bılgı ve Abonelık |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |