Paralax Görsel Kültür Arşıvı


  Yurdumun Yüzünü Göstermeksizin Rahatlıkla Soyunabilen Kadını
Tanju Akleman


Yurdum insanı. Yurdum insanı betimlemesinin altında bir alt betimleme: Yurdum kadını. Yurdum kadını betimlemesinin altında bir alt betimleme : Yurdumun soyunabilen kadını. Ve yurdumun soyunabilen kadını betimlemesinin altında bir alt betimleme : Yurdumun yüzünü göstermeksizin rahatlıkla soyunabilen kadını.

Biliyorum sıkıldınız betimlemenin alt betimlemesi şeklinde uzayıp giden bu muhabbetten. Biliyorum sıkıldınız ama ben Fotoğrafevi'ne her uğradığımda Mehmet Koştumoğlu'nun fotoğraflarını gördükçe sizin şu an sıkıldığınızdan çok daha fazla sıkıldım, Koştumoğlu'nun fotoğraflarındaki kadınların giydiği gaz maskelerini seyre daldıkça. Sıkıldım ve sıkıldığım kadar da, beni kendine bir türlü çekemeyen bu sergiyi izlediğim sürece salt çıplaklıktan, rutin olarak birbirini izleyen salt çıplaklıktan farklı hiçbir şey bulamamaktan dolayı rahatsız oldum.

Evet, evet, neden inkâr edeyim, şunları da sordum kendi kendime açıkçası: Bu maskelerle sayın fotoğrafçı acaba bir şeyler mi anlatmak istiyor? Acaba sayın fotoğrafçı maskelerin gözlerindeki siyah ve beyaz ile bir şeyler mi söylemek istiyor bize, maskeleri takan kadınların bedenlerinin çıplaklığı ile birlikte? Sayın fotoğrafçı iki kadının göğüs uçları eşliğinde bize acaba çevreci bir ileti mi göndermek istiyor? Yoksa acaba ta Orta Asya'lardan günümüze ak ve karanın temsil ettiği iyilik ve kötülüğü mü sorguluyor sayın Koştumoğlu, bir kadının kalçalarını da bize ek bir bilgi olarak sunarak? Yok inkar etmiyorum, sordum naçizane kendime bu soruları ama bir türlü yanıtlayamadım, bir türlü işin içinden çıkamadım. Hepsi neredeyse birbirinin bir kopyası olan bu siyah-beyaz fotoğrafların bana ne söylediğini, ne söylemek istediğini bir türlü anlayamadım. Ta ki bir sevgili arkadaşım yurdumun soyunan kadınlarının yüzlerini göstermedikleri anda ne kadar rahat soyunabildiklerini bana söyleyene kadar. Oh be! Rahatlamıştım; kuş gibi hafiftim artık; o maskelerin işlevini anlamıştım artık. Mehmet Koştumoğlu'nun fotoğrafları ise yalnızca birbirinin benzeri bir dolu çıplak kadın fotoğrafı idi yüzleri olmayan; artık onlara bir anlam yüklememiz gerekmiyordu.

Peki, şimdi başka bir soru takılıyor beynimin bir yerlerine, sonra beynimden küçük dilim civarlarında bir yerlerde geziniyor ve en sonunda dilimin en ucuna geliyor konaklıyor: Neden böylesi bir sergiyi bizlere sunmak gereğini duyuyor sayın Koştumoğlu? Neden o daha önce de açtığı, yine bir türlü içimizin ısınamadığı o Pola-Nü sergisinden sonra, yine çıplak kadın fotoğraflarını bize sunmak için bu kadar ısrar ediyor? Yurdumun yüzünü göstermeksizin rahatlıkla soyunabilen kadını Mehmet Koştumoğlu'na poz verdikçe, o da bu çıplak kadın (nü demiyorum) fotoğraflarını sunmaya devam edecek mi? Devam edecek mi bu bir türlü anlam yüklenemeyen sergileri açmaya sayın Mehmet Koştumoğlu?

Şubat 2002

| Tanju Akleman'a Mektup | Paralax'a Mektup | Bilgi ve Abonelik |

| Paralax Ana Sayfa | Hezarfen Fotografya Ana Sayfa |